ÇEREZ UYARISI

Web sitesi, sayfalarımızın okunmalarını isimsiz temelde analiz etmek, sizlere daha okunabilir içerik oluşturmak, reklamları sizin ilgi alanlarınıza göre özelleştirmek amacı ile üçüncü taraf tedarikçilerin Çerezlerinin yanı sıra kendi Çerezlerini de kullanmaktadır. Gizlilik Politikamızda daha fazla bilgi bulunmaktadır. Bu web sitesini aktif şekilde kullanmaya devam etmekle Çerezler kullanmamızı kabul etmiş olursunuz.

Seks ve sevişmek arasındaki fark ne?

Seks ve sevişmek arasındaki fark ne?
Editör
Haber Editörü
Paylaş:
13 Ağustos 2013 16:08

İşte ikisini birbirinden ayıran durumlar... Cinsellikten sınıfta kaldık biz. Toplumca çok zordayız.

İşte ikisini birbirinden ayıran durumlar...

Cinsellikten sınıfta kaldık biz. Toplumca çok zordayız. Hem bilmiyoruz, hem sormuyoruz, hem öğrenmiyoruz. Ne öğretenimiz var zaten, ne de anlatanımız. Durum bu minvalde iken ne oluyor peki; bir şeyler duyuyoruz, bir şeyler yapıyoruz ve işte en kötü kısım, bildiğimizi sanmaya başlıyoruz! Balık dünyayı kendi kavanozundan ibaret sanır misali, kendi küçük dünyamızda, konuya hakimiz zannediyoruz.

Ülkece halen en büyük tabularımızdan biri cinsellik. Birileriyle konuşmayı bırakın, konuyu henüz, kendi içimizde dahi rahatça düşünemiyoruz. Ne yöne baksak devasa bir duvara çarpıp, ne olduğumuzu şaşırıyoruz. Ayıp, yasak, günah ve merakla çevrili dört duvar arasında, minicik bir çatlaktan ışık sızar mı acaba diye bekliyoruz.

Sevişmek, kendi olmaktan çıkmış, öyle bir hal almış ki, küfürlere malzeme olmuş. En güzel duyguları, en doyumsuz hazları kirletip, hakarete çevirmişiz. Sonra da bekliyoruz ki zihin, o küfürden bir aşk ve sevgi eylemi yaratsın? Bu nasıl bir ütopyadır?

Hayatın her anında cinsellikle iç içeyiz. Ama cinselliğin en ticari yüzüyle, en sevgisiz, en mekanik, en klişe yüzüyle karşı karşıyayız. Çok bilindiğinin sanılması bu aşinalıktan, hiç bilinmemesinin sebebi de öyle. Hayatımızı cinsellikle, kadınlık, erkeklikle ilgili doğru bilinen yanlışlara teslim etmiş durumdayız. Bir an evvel bu konuya el atmazsak da, kendi sularımızda boğulacağız.

Cinselliği yaşayamıyoruz. Ya çok fazla seks yapıyoruz, çünkü, hiçbirinde beklediğimiz ruhsal-bedensel tatmine ulaşamıyoruz; ya çok az seks yapıyoruz çünkü, hiç birinde beklediğimiz ruhsal-bedensel tatmine ulaşamıyoruz. Biz her şeyden önce sevişemiyoruz ki, seks yapmayı becerebilelim. Sanıyoruz ki bir penisle bir vajina bir araya geldiklerinde her şey kendiliğinden hallolur ve deyimi yerindeyse su yolunu bulur. Yanlış! Ama daha ne yanlışlar var aşk hayatımızı ve sevme becerimizi yok edip, birlikteliklerimizi kabusa çeviren. Buyurun cehalet meydanına:

Cinsellik doğal bir beceri ve süreçtir. İki insan birbirini severse cinsel hayatları da iyidir:

Yanlış! Cinsellik doğamızda vardır, evrimsel olarak amacı soyun devamıdır, fakat iş bu seviyede kalırsa ona sevişmek değil çiftleşmek denir. Halbuki önce sevişmeyi, sonra seks yapmayı bilmek için öğrenmek gerekir. Cinsellik öğrenilen, keşfe açık olunması gereken, öğrenilip uygulandıkça mükemmelleşen bir süreçtir. Her insan istediği takdirde, kendini çok daha iyi bir partner haline getirebilir. Sanıldığı gibi ateşle barutu yan yana koymak yetmez, uygun ısı ve yeterli dozu iyi ayarlamak gerekir.

İyi bir cinsellik için doğal dürtüler yeterli değildir. Cinsellik öğrenme ve uygulamayla mükemmelleşir: Doğru!

Sevişmek cinsel olarak birleşme anlamına gelir:

Yanlış! Yukarıda bahsedildiği gibi, penis ve vajina birlikteliği, aşk, tutku ve şefkatin olduğu bir cinsellikte sanılandan çok daha az bir role sahiptir. Sevişme vücudun her milimiyle yapılır, doyurucu bir seks söz konusuysa, tüm vücut diğer vücutla beraber ve uyum içerisinde hareket eder ve bedensel uyum ruhsal uyumu gerçekleştirir. İşte o nokta, gerçek bir haz alabilmek için esas istenilen düzeydir.

Sevişmek beyin ve ruhun bedenler aracılığıyla birleşmesidir: Doğru!

Erkeğini hoş tutmak kadının görevidir:

Daha büyük yanlış! Fakat yanlış olan hoş tutma eyleminden ziyade, görev algısıdır. Cinsellik ne kadın ne erkek için görev algılanamayacak bir değerdedir. O yaşamdır. Nefes almaktır, ruhen ve bedenen beslenmek, haz alıp haz verebilmek ve hayatı doyasıya hissedebilmektir. Bir ruh kendini en iyi bir diğer ruh sayesinde tanır ve öğrenir. Birlikteliklerin, evliliklerin, çift olmanın gerekliliği ve vazgeçilmezliği işte bu yüzdendir. İkiden bir ve birden yeniden ikiyi yaratabilmek, cinselliğin unutulmuş temel işleyişidir. Kadının işi erkeğinin kendi üzerinde mastürbasyon yapmasına izin vermek değildir. Bu süreç karşılıklı yaşanırsa ancak tam bir doyum sağlanır ve sadece bu yolla kişi hayatın diğer alanlarını da canlılıkla yaşayıp hissetmeye başlayabilir.

Cinsellik her iki cins için de görev değil, kendi ruhlarına giden yola karşısındakinin kapısından girmektir: Doğru!

Kadınlar pek orgazm olmaz, olursa da ancak klitoristen olur:

Yanlış! Kadınlar, orgazm olabilme açısından erkeklere göre çok daha avantajlı bir fizyolojiye sahiptirler. Çünkü hem orgazm noktaları fazla, hem de orgazm süreleri erkeklere göre tekrarlı ve uzun olabilmesi açısından daha yüksektir. Vajinanın dışı, klitoris, birçok kadın için daha çabuk erişilen bir orgazm noktasıdır. Ancak ünlü G noktası bir efsane değildir. Çoğu kadında vardır, bulunması kolaydır ve onun gibi yeni noktalar da yakın zamanda tanımlanmıştır. Kadın fizyolojisi, eğer sağlıklı ise muhakkak orgazm olabilecek yapıdadır. Doğru noktalar ve doğru pozisyonlar cinselliği kadın için çok daha zevkli kılabilir ve kendiyle barışık, ışıldayan kadınları yaratabilir.

En önemli cinsel organımız olan beynimizin orgazm olması, bedenin çok farklı bölgelerinin doğru uyarımıyla mümkündür: Doğru!

Erkekler cinsel ilişki için her zaman hazır ve isteklidir:

Yanlış! Özellikle ülkemizde, çoğu erkeğin hayatını karartan büyük bir yanlış. Çünkü bu tarife uymayan erkekleri kendilerinden şüphe ettiren ve dolayısıyla üzerlerine büyük baskı yükleyen bir mit bu. Bu şekilde büyüyen erkek, cinsel yönden kendini her zaman hazır tutmak zorunda hisseder. Erkek çocuk, kendini cinsel organı ile özdeşleştirir. Ona bakar kendini görür çünkü böyle yetiştirilir. Ancak penis, emirleri erkeğin iradesinden almaz. Beyin ve penis arasında doğrudan bir bağ vardır ve erkek çok istekli olsa dahi beyni ve bilinçaltı izin vermediği noktada kendi bedenine hükmedemez. Sertleşmeyi, boşalmayı başarı olarak tanımlayan erkek, en ufak bir cinsel isteksizlik veya sertleşme kaybı karşısında bu olayı tüm kişiliğine atfeder ve bunalıma girer. Yani şunu belirtmekte fayda var, kendileri bile kendilerini seks makinesi zannetseler de, erkekler de duygusaldır ve cinsellik, bedenden çok ruh ve zihin eylemidir.

Erkekler penislerine hükmedemez ama onu anlamaya çalışanlarla penis daha iyi geçinir.

Cinsellikte erkek yönetendir. İstek ondan gelir, erkek tüm yapılması gerekenleri bilir:

Yanlış! Cinsellik penis-vajina birleşmesinin çok üzerindedir. Erkek kadar kadın da cinsel istek ve doyum ihtiyacına sahiptir. Erkek ve kadın birbirleriyle konuşmadan, istek ve vücutlarını tanımaya çalışmadan, bedenler ve ruhlar uyumlanıp ahenk içersine girmeden her iki taraf da gerçek ihtiyaçlarını bilemezler. Sevişmek, bir keşif sürecidir. Her kişi ve ilişki için farklıdır. Ezbere bilgi ve hareketler çoğu zaman yararsızdır. Öğrenmeye ve algılamaya son derece açık ve önyargılardan bağımsızlaşmış olmak gerekir. Tüm duyuların açık ve berrak, zihinlerin ise “an” da bulunmaları tam bir doyum ve sağlıklı birliktelikler için şarttır. Birlikteliklerde ruhsal-bedensel uyum ve ilişki için sarf edilen emek, sadakat ve bağlılığın tek şartıdır.

Cinsellik iki kişinin harmoni içinde tutkuyla şarkı söylemesi gibidir. Karşılıklı uyuma giden yol bireylerin en saf var olma haline çıkar. Kendimize varırız: Doğru!

Cinselliğin temel amacı orgazm olabilmek, boşalabilmektir:

Yanlış! Sevişmek, sevginin bedensel yolla ifadesi ve bir haz eylemidir. Sevişmenin her anı, ilk bakış ve gülüşten, beraberce sarılıp uyumaya kadar ayrı bir önem taşır ve vazgeçilmezdir. Zevk çeşitli şekillerde ve dozda tüm sevişme boyunca beden ve zihni dolaşır. Yapılan sevgi ve arzu dolu eylem neticesinde orgazm zaten yeri geldiğinde olur. Ancak, tüm dikkati buna vermek ve hedef odaklı hareket etmek, kişiyi andan, dolayısıyla alınan hazdan koparır. Zihin geleceğe hapsoldukça tatminkâr birleşmeler hayalden öteye geçemez. Beklenti hep beklenen bir mucize olarak kalır.

Her zaman sevişip, zaman zaman seks yaptığımız bir hayat biz buna izin verdiğimizde mümkündür. Doğru!

Psikolog Burcu ATATÜR


Bu içeriğe tepki ver!

  • Alkış

  • Bayıldım

  • Komik

  • Düşünceli

  • Korktum

  • Kızdım

  • Kötü
x Bunlara da Bakabilirsiniz